20 Eylül 2013 Cuma

ÇOK İŞ DEĞİŞTİRMEMİŞ PROFESYONEL ARAYIŞI !!!

İş hayatında Profesyonellerin istikrarı çok önemsenen konularından biridir.Herhangi bir kademe de Profesyonel arayan şirketlerin bazıları ilk önce cv de, istikrarlı mı veya çok iş değiştirmiş mi diye bakar. İş dünyasında,kimi Profesyonel vardır aynı şirketten emekli olur,kimisi bir kaç şirkette çalışmıştır,kimileri de çeşitli nedenlerle çok sayıda şirket değiştirmiştir.Sürekli daldan dala koşan maymun iştahlılar ile  hiç bir yerde dikiş tutturamamış ve iz bırakamamış olanları konumuzun kapsamı dışında tutuyorum.

"İstikrar" önemlidir, tabi ki ama,çoğu kez yanıltıcıdır.Bazen bakarsınız kişi aynı şirkette 10 yıldan fazla çalışmıştır ama sorduğunuzda hiç bir başarı hikayesi yoktur.Sadece o şirkete dair  anıları ve arkadaşları vardır.Pek etliye sütlüye karışmamış,herkesle veya bazı kişilerle şirin geçinmiştir.Başarı hikayesi diye anlattığı hikaye varsa da ya altı boş şişirmeden ibarettir,ya da başkalarının yaptığını sahiplenme vardır.Veya bir şekilde başkalarının başarı hikayesinde küçük bir rolde ona çıkmış, durumdan vazife çıkartarak vaziyeti idare etmiş olabilir..Bu nedenle,Profesyonelin kaç yıl çalıştığından ziyade, geçtiği yerde ne iz bıraktığı, yani başarı hikayesinin olup olmadığıdır önemli olan..Çünkü başarı hikayesi,fikir üretmeyi,risk ve sorumluluk almayı,gerektiğinde bazen üstlerle,bazen de astlarla bazen de müşteri ile karşı karşıya kalabilmeyi,bunu göğüsleyebilmeyi ve muhatapları ikna edebilmeyi, işi sonuca götürmeyi gerektirir.
Çok istikrarlı diye görülen,sadece bir veya en fazla iki şirkette kültürlenmiş, başka kültürler tanımamış insanların içinde,dünyayı özellikle son geldiği şirketten ibaret sananlar vardır.Yeni başladığı şirketin zeminlerine ,ihtiyaçlarına,önceliklerine bakmadan,yöneticiliğin ilk adımı olan mevcut durum analizini iyi yapmadan,işleyişi ve insanları hiç anlamadan," biz önceki şirkette böyle yapıyorduk" diye ahkam kesmeye de kalkanlar çıkar.Sanki geldiği yerde yapılan her şey doğruymuş,oradakilerin hepsi süper yetenekliymiş veya orada yapılanlar bu şirkete aynen kopyalanabilirmiş gibi.Bu şartlanmışlık nedeni ile, şirket için aslında çok doğru olan bazı uygulamalara ve insanlara bile önyargılı bakar.Hatta,"böyle iş mi yapılır" tarzında, hafife alma tavırları da sergiler.Geldiği dünyada takılı kalmıştır.Esnek ve çok yönlü bakamaz,düşünemez.Bu nedenle de adapte olmakta zorlanır.Negatife düşer ve çevresini de düşürür.Hele daha alt klasmanda görüyorsa geldiği şirketi, işi daha da abartır.  
Halbuki,profesyonel çalışma hayatı,bazen çim,bazen kum, bazen de çamur sahada futbol oynamayı gerektirir.Şartlar hangi sahada oynamayı zorunlu kılarsa,hepsine çabuk adapte olmak ve mahareti ortaya koymak gerekir,kimsenin ben çim saha isterim deme şansı yok! En azından bazı şeyleri ortaya koyup,bir şeyler söyleme hakkına sahip olana kadar! Ya da, nasılsa ben zamanla adapte olurum deme şansı da yok.Çünkü,bu maçlar uzatmasız 90 dakika, adapte olana kadar maç bitmiş olabilir.
Gerçek hayatta böyle değil midir zaten;sizi herhangi bir safhada,her hangi bir şekilde,isteseniz de istemeseniz de, beklediğiniz, bildiğiniz veya  alıştığınızdan çok farklı koşullara iter,ilave tonaj ve sorumluluk yükler,daha çabuk adaptasyon ve daha çok taşıma kapasitesi ister.Yok,ben almayım veya ucundan azıcık olsun deme şansı kim de var? Hayatın getirdiği değişimleri ve koşulları kabullenmek,zor da olsa taşıyabilmek,yeni hayata çabuk adapte olmak ve yıkılıp dağılmadan,ayakta kalmak,yani rağmen yaşamak ve yeni bir dünya kurmak şart! Kimilerinin,kaderci,yakınmacı,olsaydıcı,hayalci olma,mazide melankolik takılma ,hatta saçmalama hakkı saklı tabi!!
Kendini istikrarlı olarak tanımlayan Profesyonellere tabi ki çok saygı duyuyor ve takdir ediyorum. Ama, konu yeni bir şirkete ve dolayısı ile yeni bir dünyaya yelken açmak olunca, önceki şirketinde edindiğini düşündüğü bazı yeteneklerin başka şirkette hiç bir işe yaramayabileceğini, birinin doğrusunun diğerinin yanlışı olabileceğini, giderken bir çok ezber, önyargı, şartlanmışlık veya beklentilerinin bir çoğunu geride bırakmaları gerektiğini, eski şirketlerinde edindikleri ve o şirketle sınırlı kültürden sadece bazılarını yeni işlerine oryante edebileceklerini, aksi takdirde adapte olmakta ve gittikleri şirkette katkı sağlamakta zorlanacaklarını söylemeye çalışıyorum. Üstelik bu değişkenler, aynı klasmanda bir şirkete gidiliyorsa farklı, üst klasmanda bir şirkete gidiliyorsa farklı, alt klasmanda bir şirkete gidiliyorsa çok daha farklılaşır. Yeni şirketin sizde cevabını aradığı "bize ne katar" sorusudur. Hiç bir Profesyonelin sadece varlığı hiç bir şirket için "lütuf" değildir. Hepsi sonuçta ve haklı olarak farklı fayda ister ve bekler! Yoksa her iki taraf açısından da hayal kırıklığı ve doku uyuşmazlığı kaçınılmaz olur. Bunları profesyonel hayatta çok gördüm.
 İşte bu nedenlerle, şirketlerin Profesyonel ararken, en az istikrar kadar, hangi kültürlerden geldiği ve beslendiğine, hangi zeminlerde iş yapabileceğine de bakmaları lazım.Takımınız yeri geldiğinde kum, yeri geldiğinde çim sahada oynamak zorunda ise sadece çim veya çamur sahada futbol oynamış olanların adapte olup katkı sağlaması hiç de kolay değildir. Zaman, çok yönlü, çok kültürlü hiç bir ortamı yadırgamadan, çabuk adapte olan, önceki öğretilerinin uygun olanlarını yeni iş ortamına uyarlayabilen ve modelleme yapabilen insanların zamanı. Çünkü artık her gün hem zemin, hem oyunun kuralları, hem de rekabetin boyutu değişiyor, değişken koşullarda rekabet edebilen profesyoneller gerekiyor.
Bence, böyle klasik ön yargısı olan seçicilerin bu bakışlarını yeniden gözden geçirmeleri lazım.. Türkiye de şirketlerin istikrarı ile doğru orantılı olarak da meseleyi düşünmek gerekir. Ayrıca, Profesyonellerin daha önceki şirketlerde sahibi olduğu meziyetleri kullanma fırsatı bulamamış olabileceğini de unutmamalı. Kimsenin keyfi iş değiştireceğini de sanmamak lazım. Belki de, çalıştığı şirketlerin iklimi müsait değildir, iş yapma felsefesi örtüşmemiştir, maddi veya manevi tatmin olamamıştır, şirketin geleceği parlak görünmüyordur, maaş alamamıştır vs benzeri bir sürü şey yaşanmış olabilir, yakından bakmak lazım. Şans faktörünü de göz ardı etmemeli tabi. Bir yerde dikiş tutturamamış diye yaftalamak, kafadan üstünü çizmek şirketlerin çoktan seçme şansını azaltır sadece.
Bugünün iş ve rekabet dünyasında, özellikle orta ve küçük ölçekli şirketlerin en çok ihtiyaç duyduğu şey çok yönlü ve kültürlü bakış açısıdır. Sadece ideal koşullarda değil, her türlü yaşam koşullarından haberdar olan ve buna uyum sağlayabilecek insanlar lazım şirketlere. Yani her saha da yaratıcı yetenek sergileyebilecek futbolcular. Sadece tek zeminde top oynamış insanlar, ortam uygun hale getirilmedikçe fazla katkı sağlayamazlar. Dolayısı tek yönlü beslenmiş, ondan başka gıdası olmayan insanlardan ziyade, çok farklı kültürlerden gelen, yeni zeminleri yadırgamadan çabuk adapte olabilecek profesyonellere daha önyargısız yaklaşmak lazım. Çünkü, bu iş özellikle üst düzey seviyelerde organ nakli gibidir ,deneme yanılma riskini asgariye indirmek gerekir.. Devir, eski ezberleri tekrarlayanların değil, gerektiğinde farklı bakabilen ve farklı yapabilen insanların devridir, eğer bulunabilirse...    E.AZAKLI



1 yorum:

  1. Harika bir çözümleme ve sav. Naçizane tebrik ederim Sn. Erol Azaklı Bey.

    YanıtlaSil