"İstikrar"
önemlidir, tabi ki ama,çoğu kez yanıltıcıdır.Bazen bakarsınız kişi aynı
şirkette 10 yıldan fazla çalışmıştır ama sorduğunuzda hiç bir başarı hikayesi
yoktur.Sadece o şirkete dair anıları
ve arkadaşları vardır.Pek etliye sütlüye karışmamış,herkesle veya bazı kişilerle şirin
geçinmiştir.Başarı hikayesi diye anlattığı hikaye varsa da ya altı boş
şişirmeden ibarettir,ya da başkalarının yaptığını sahiplenme vardır.Veya bir
şekilde başkalarının başarı hikayesinde küçük bir rolde ona çıkmış,
durumdan vazife çıkartarak vaziyeti idare etmiş olabilir..Bu nedenle,Profesyonelin kaç
yıl çalıştığından ziyade, geçtiği yerde ne iz bıraktığı, yani başarı
hikayesinin olup olmadığıdır önemli olan..Çünkü başarı hikayesi,fikir
üretmeyi,risk ve sorumluluk almayı,gerektiğinde bazen üstlerle,bazen de
astlarla bazen de müşteri ile karşı karşıya kalabilmeyi,bunu göğüsleyebilmeyi
ve muhatapları ikna edebilmeyi, işi sonuca götürmeyi
gerektirir.
Çok
istikrarlı diye görülen,sadece bir veya en fazla iki şirkette kültürlenmiş,
başka kültürler tanımamış insanların içinde,dünyayı özellikle son geldiği
şirketten ibaret sananlar vardır.Yeni başladığı şirketin zeminlerine
,ihtiyaçlarına,önceliklerine bakmadan,yöneticiliğin ilk adımı olan mevcut durum
analizini iyi yapmadan,işleyişi ve insanları hiç anlamadan," biz önceki
şirkette böyle yapıyorduk" diye ahkam kesmeye de kalkanlar çıkar.Sanki
geldiği yerde yapılan her şey doğruymuş,oradakilerin hepsi süper yetenekliymiş
veya orada yapılanlar bu şirkete aynen kopyalanabilirmiş gibi.Bu şartlanmışlık
nedeni ile, şirket için aslında çok doğru olan bazı uygulamalara ve insanlara
bile önyargılı bakar.Hatta,"böyle iş mi yapılır" tarzında, hafife
alma tavırları da sergiler.Geldiği dünyada takılı kalmıştır.Esnek ve çok yönlü
bakamaz,düşünemez.Bu nedenle de adapte olmakta zorlanır.Negatife düşer ve
çevresini de düşürür.Hele daha alt klasmanda görüyorsa geldiği şirketi, işi daha da abartır.
Halbuki,profesyonel
çalışma hayatı,bazen çim,bazen kum, bazen de çamur sahada futbol oynamayı
gerektirir.Şartlar hangi sahada oynamayı zorunlu kılarsa,hepsine çabuk adapte
olmak ve mahareti ortaya koymak gerekir,kimsenin ben çim saha isterim deme
şansı yok! En azından bazı şeyleri ortaya koyup,bir şeyler söyleme hakkına
sahip olana kadar! Ya da, nasılsa ben zamanla adapte olurum deme şansı da
yok.Çünkü,bu maçlar uzatmasız 90 dakika, adapte olana kadar maç bitmiş
olabilir.
Gerçek
hayatta böyle değil midir zaten;sizi herhangi bir safhada,her hangi bir
şekilde,isteseniz de istemeseniz de, beklediğiniz, bildiğiniz veya alıştığınızdan çok farklı koşullara iter,ilave
tonaj ve sorumluluk yükler,daha çabuk adaptasyon ve daha çok taşıma kapasitesi
ister.Yok,ben almayım veya ucundan azıcık olsun deme şansı kim de var? Hayatın
getirdiği değişimleri ve koşulları kabullenmek,zor da olsa taşıyabilmek,yeni
hayata çabuk adapte olmak ve yıkılıp dağılmadan,ayakta kalmak,yani rağmen
yaşamak ve yeni bir dünya kurmak şart! Kimilerinin,kaderci,yakınmacı,olsaydıcı,hayalci
olma,mazide melankolik takılma ,hatta saçmalama hakkı saklı tabi!!
Kendini istikrarlı
olarak tanımlayan Profesyonellere tabi ki çok saygı duyuyor ve takdir ediyorum. Ama, konu yeni bir şirkete
ve dolayısı ile yeni bir dünyaya yelken açmak olunca, önceki şirketinde edindiğini düşündüğü
bazı yeteneklerin başka şirkette hiç bir işe yaramayabileceğini, birinin
doğrusunun diğerinin yanlışı olabileceğini, giderken bir çok ezber, önyargı, şartlanmışlık
veya beklentilerinin bir çoğunu geride bırakmaları gerektiğini, eski
şirketlerinde edindikleri ve o şirketle sınırlı kültürden sadece bazılarını
yeni işlerine oryante edebileceklerini, aksi takdirde adapte olmakta ve
gittikleri şirkette katkı sağlamakta zorlanacaklarını söylemeye çalışıyorum. Üstelik
bu değişkenler, aynı klasmanda bir şirkete gidiliyorsa farklı, üst klasmanda bir
şirkete gidiliyorsa farklı, alt klasmanda bir şirkete gidiliyorsa çok daha
farklılaşır. Yeni şirketin sizde cevabını aradığı "bize ne katar"
sorusudur. Hiç bir Profesyonelin sadece varlığı hiç bir şirket için "lütuf"
değildir. Hepsi sonuçta ve haklı olarak farklı fayda ister ve bekler! Yoksa her
iki taraf açısından da hayal kırıklığı ve doku uyuşmazlığı kaçınılmaz
olur. Bunları profesyonel hayatta çok gördüm.
İşte bu nedenlerle, şirketlerin Profesyonel ararken, en az istikrar
kadar, hangi kültürlerden geldiği ve beslendiğine, hangi zeminlerde
iş yapabileceğine de bakmaları lazım.Takımınız yeri geldiğinde kum, yeri
geldiğinde çim sahada oynamak zorunda ise sadece çim veya çamur sahada futbol
oynamış olanların adapte olup katkı sağlaması hiç de kolay değildir. Zaman, çok
yönlü, çok kültürlü hiç bir ortamı yadırgamadan, çabuk adapte olan, önceki
öğretilerinin uygun olanlarını yeni iş ortamına uyarlayabilen ve modelleme
yapabilen insanların zamanı. Çünkü artık her gün hem zemin, hem oyunun
kuralları, hem de rekabetin boyutu değişiyor, değişken koşullarda rekabet edebilen
profesyoneller gerekiyor.
Bence, böyle
klasik ön yargısı olan seçicilerin bu bakışlarını yeniden gözden geçirmeleri
lazım.. Türkiye de şirketlerin istikrarı ile doğru orantılı olarak da meseleyi
düşünmek gerekir. Ayrıca, Profesyonellerin daha önceki şirketlerde sahibi
olduğu meziyetleri kullanma fırsatı bulamamış olabileceğini de unutmamalı. Kimsenin keyfi iş değiştireceğini de sanmamak lazım. Belki de, çalıştığı
şirketlerin iklimi müsait değildir, iş yapma felsefesi örtüşmemiştir, maddi veya
manevi tatmin olamamıştır, şirketin geleceği parlak görünmüyordur, maaş alamamıştır
vs benzeri bir sürü şey yaşanmış olabilir, yakından bakmak lazım. Şans faktörünü
de göz ardı etmemeli tabi. Bir yerde dikiş tutturamamış diye yaftalamak, kafadan üstünü
çizmek şirketlerin çoktan seçme şansını azaltır sadece.
Bugünün iş
ve rekabet dünyasında, özellikle orta ve küçük ölçekli şirketlerin en çok
ihtiyaç duyduğu şey çok yönlü ve kültürlü bakış açısıdır. Sadece ideal
koşullarda değil, her türlü yaşam koşullarından haberdar olan ve buna uyum
sağlayabilecek insanlar lazım şirketlere. Yani her saha da yaratıcı yetenek
sergileyebilecek futbolcular. Sadece tek zeminde top oynamış
insanlar, ortam uygun hale getirilmedikçe fazla katkı sağlayamazlar. Dolayısı tek
yönlü beslenmiş, ondan başka gıdası olmayan insanlardan ziyade, çok farklı kültürlerden
gelen, yeni zeminleri yadırgamadan çabuk adapte olabilecek profesyonellere daha
önyargısız yaklaşmak lazım. Çünkü, bu iş özellikle üst düzey seviyelerde organ
nakli gibidir ,deneme yanılma riskini asgariye indirmek gerekir.. Devir, eski
ezberleri tekrarlayanların değil, gerektiğinde farklı bakabilen ve farklı
yapabilen insanların devridir, eğer bulunabilirse... E.AZAKLI
Harika bir çözümleme ve sav. Naçizane tebrik ederim Sn. Erol Azaklı Bey.
YanıtlaSil