•İstisnalar
hariç genel gerçeğimiz,biz
rekabeti bilmiyoruz. Yani, pazar ,rekabet ve rakip okumayı,dolayısı ile
oyun kurallarını. Rekabet radarları kapalı ,kendi algılarımız veya
verilerimizle iş yapıyoruz.
En hayati şey olan fiyat konumlandırmamız bile
görece. Kimlerle rekabet ettiğimize kafa yormadan,nişan
almadan sağa sola ateş gelişigüzel ateş ederek kaynakları harcıyoruz. Bilgi
çağında ,kılıç kalkanla rekabet edip,sadece
cephede savaşarak kazanacağımızı sanıyoruz. Satıştan başka derdimiz yok
zannediyoruz. Büyük işlerin geleceğini kahraman satıcılara yani şansa
bırakıyoruz. Bazı cephelerde kazansak da savaşı kaybediyoruz.
Rekabetin esas riskleri gibi fırsatlarını da göremiyoruz. Dolayısıyla,çok
çalışsak da kronik kazanç problemlerimiz bitmiyor. Olanlardan etkilenip, neden
etkilendiğimizi de anlamıyoruz. Adeta,esiyor ama
nereden esiyor modundayız.
Çünkü hep yüzeysel bakıp, sadece sahnede görünenleri görebiliyoruz. Görünenin
görünmeyenden geldiğini düşünmüyoruz.
Halbuki artık
arz değil, talep yönlü dünyada yaşıyoruz. Oyunun kuralları,şekli,roller değişti.Patronluk üreticiden,müşteri-tüketiciye
geçti. Artık salt somut mal
veya hizmet üretmek yetmiyor.
Çünkü,herkes
aynısını üretiyor. Üretelim-satalım veya alalım-satalım diye düşünerek iş olmuyor.
Sadece,ürün ve ilişki
silahı ile savaşarak kazanılmıyor.
Kazanmak için,önce beyin,sonra
bilek gücü,yani
stratejik akıl ve
rekabet gerekiyor. Rekabetin sahnesine değil, arka plandaki senaryo yazan
akıllara, dengeleri değiştiren
dinamiklere bakmayı
gerekiyor. Yani, stratejik düşünmeyi, rakip-lerden daha
etkili düşünmeyi, zihninden bir adım önde olmayı,
zihnin hem rakipler hem müşterileri kapsaması gerekiyor. Kazanmak için,
rakiplerin aklını ve amacını okumayı, rakip-ler ve olası “hamlelerine
göre” rekabet
stratejisi oluşturmayı gerektiriyor.
Rakiplere göre, senaryo yazıp oyun kurarak, bazen oyun bozarak kazanmayı
gerektiriyor.
Çünkü artık rekabet savaşı,savaş
başlamadan karargah kurguları ile önce kafada kazanılıyor. Artık kazanmanın tek
yolu, eldeki kozlardan, eldeki kartları,iyi
stratejilerle doğru kullanmaktan geçiyor.Bu
nedenle, kaynakları az olanlar,çok daha
fazla olan rakipleri iyi stratejilerle geçebiliyor.İyi bir
kafa yüz güçlü elden iyidir,diyor
birileri.
Hülasa artık, kafada kazanmadan sahada
kazanılmıyor.
EROL AZAKLI
YÖNETİM&STRATEJİ DANIŞMANI
erol@erolazakli.com
azaklierol@gmail.com

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder