31 Ekim 2013 Perşembe

ŞİRKETLERDE "APTAL PUMA SENDROMU"

      
PUMA, ormanların büyük vahşi kedisi, en hızlı koşucusudur. Gittikçe hızlanan, tüm eklem ve kasları ile birlikte koşan hayvandır.. En önemli özelliği, koşusunu her zaman avının cüssesine göre ayarlamasıdır. Yani bir ceylanı avlamak için koştuğu süre ile bir tavşanı ele geçirmek için harcadığı süre asla aynı değildir. Çünkü Puma akıllı bir hayvandır, koşarken harcadığı enerji miktarı, avdan elde edeceği potansiyel enerji miktarını aştığı anda puma koşmaktan vazgeçer. Ya da avını yakalayamayacağını anladığı anda vazgeçip, başka avın peşine düşer.. Bu nedenle ceylanın peşinde fazla, tavşanın peşinde daha az koşar. Harcadığı emek avın cinsine göre değişir. Gerektiğinde, olmayacak duaya amin dememeyi ve vazgeçmeyi bilir.

İşte bu nedenle; avını yakalamak için kar zarar hesabı yapan tek hayvandır Puma.
"Aptal Puma Sendromu" bunun tersini yapan insanların ruh halini anlatmak için, bir tavşanın peşinde yıllarca koşan, yakalayamayan ya da yakalasa bile yakaladığına değmeyen insanlar için kullanılan bir deyimdir. Bazen hesapsız, bazen hayalci, bazen de inadına, değmeyecek işlerin ya da boş hayallerin peşinden ısrarla  koşan insanları anlatır. Atılan taşın ürkütülen kurbağaya değmeme halidir.
Hayatın dengesi, Puma'lık ile, yani harcanan emek, ulaşılan sonuç ilişkisindeki doğru orantı ile sağlanabilir.. Bazı insanlar vardır, basit hesapsızlıkları veya olmayacak hayalleri peşinde ömürlerini tüketir. Bazıları da vardır ki, bir üzüntüye veya öfkeye ömrünü adar, ya da bir hayale saplanır. Bu insanların hayatlarına hayal kırıklığı, pişmanlık ve kızgınlık egemendir. Hesapsızlıkları ağır bedeller ödetir kendilerine. Ne için,fizik ve moral enerji harcadığını, ne bedel ödediğini hesap etmeyip, ceylan niyetine tavşan peşinde koşarak yaşam enerjilerini tüketirler. Elde ne var diye bakıldığın da çoğu zaman bir hiçtir.
İnsanlarda çok görülen bu sendrom, farklı şekillerde olsa birçok şirket veya yöneticide de sıkça görülür...Faydasız faaliyetler peşinde çok meşgul modda çalışılır.Az kazanç peşinde çok emek, para ve zaman kaybedilir. Bir çok yöneticiyi, pozisyonu ile bağdaşmayan, küçük işlerin peşinde ,hem de koşuya kattığı, mesai maliyeti bile karşılanamayacak kalabalıkları da peşine takarak koşarken görebilirsiniz. Ya da fayda ve maliyet hesapları iyi yapılmamış, muhtemel sapmaları öngörülmemiş, veya görüldüğü,hatta bazen önceden denendiği halde, aynı iş yapma  yöntemlerinden vazgeçilemediğini de görebilirsiniz. Hesapsızlık ve öngörüsüzlük bir yana,yaşananlardan bile ders çıkartılamamıştır.Bu hesapsızlıkların maliyeti kısa zaman da pek görülemese bile, uzun zamanda içten içe şirketin ömrünü tüketen cinsten olur .Şirketin sürdürülebilirlik kapasitesini yok eder.Şirketin ,kapasite, karlılık, rekabet vs realiteleri ve gerçek ihtiyaçları ile örtüşmeyecek şekilde, büyük denizler de küçük balık avlamakla meşgul olunur.. Sonuçta, ceylan peşinde olması gereken şirketin, tavşan peşinde telef olması kaçınılmaz olur.
Bu nedenle, hem iş hayatında, hem de özel hayatta negatif kısır döngülerden çıkmanın sırrı Puma'lıktan, yani harcanan emek, sağlanan fayda ilişkisindeki dengeyi kurmaktan geçiyor. Kazanç nisbetinde emek, zaman ve duygu harcamak, verimli, sağlıklı, huzurlu ve tatminkar yaşamın bir zorunluluğu. Elde edilmesi zor veya edilse bile yeterli tatmini ve faydayı sağlamayacak, hesapsız hayal veya hedeflerin peşinden ısrarla koşmak, sadece pişmanlık ve keşke biriktirmeye, boşa ömür tüketmeye yarar..
Gerçekleri görmeyi engelleyen; hesapsızlığı, hayalperestliği ya da inatçılığı bırakıp, koşmaktan vazgeçeceğin noktayı bilmek ,yani "Akıllı Puma Olmak" lazım.
Ne kendimize, ne de şirketimize ,ne de başkalarına boşa kürek sallatmamak, "Aptal Puma Sendromu" na yakalatmamak lazım ! E.AZAKLI

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder