PUMA, ormanların büyük vahşi kedisi, en hızlı koşucusudur. Gittikçe hızlanan, tüm eklem ve kasları ile birlikte koşan hayvandır.. En önemli özelliği, koşusunu her zaman avının cüssesine göre ayarlamasıdır. Yani bir ceylanı avlamak için koştuğu süre ile bir tavşanı ele geçirmek için harcadığı süre asla aynı değildir. Çünkü Puma akıllı bir hayvandır, koşarken harcadığı enerji miktarı, avdan elde edeceği potansiyel enerji miktarını aştığı anda puma koşmaktan vazgeçer. Ya da avını yakalayamayacağını anladığı anda vazgeçip, başka avın peşine düşer.. Bu nedenle ceylanın peşinde fazla, tavşanın peşinde daha az koşar. Harcadığı emek avın cinsine göre değişir. Gerektiğinde, olmayacak duaya amin dememeyi ve vazgeçmeyi bilir.
İşte bu nedenle; avını yakalamak için kar zarar hesabı yapan tek
hayvandır Puma.
"Aptal Puma Sendromu" bunun tersini yapan insanların
ruh halini anlatmak için, bir tavşanın peşinde yıllarca koşan, yakalayamayan
ya da yakalasa bile yakaladığına değmeyen insanlar için kullanılan
bir deyimdir. Bazen hesapsız, bazen hayalci, bazen de inadına, değmeyecek işlerin
ya da boş hayallerin peşinden ısrarla koşan insanları anlatır. Atılan taşın ürkütülen
kurbağaya değmeme halidir.
Hayatın dengesi, Puma'lık ile, yani harcanan emek, ulaşılan sonuç
ilişkisindeki doğru orantı ile sağlanabilir.. Bazı insanlar vardır, basit
hesapsızlıkları veya olmayacak hayalleri peşinde ömürlerini tüketir. Bazıları da
vardır ki, bir üzüntüye veya öfkeye ömrünü adar, ya da bir hayale saplanır. Bu insanların hayatlarına hayal
kırıklığı, pişmanlık ve kızgınlık egemendir. Hesapsızlıkları ağır bedeller
ödetir kendilerine. Ne için,fizik ve moral enerji harcadığını, ne bedel
ödediğini hesap etmeyip, ceylan niyetine tavşan peşinde koşarak yaşam
enerjilerini tüketirler. Elde ne var diye bakıldığın da çoğu zaman bir hiçtir.
İnsanlarda çok görülen bu sendrom, farklı şekillerde olsa birçok şirket veya yöneticide de sıkça görülür...Faydasız faaliyetler peşinde çok meşgul modda çalışılır.Az kazanç peşinde çok
emek, para ve zaman kaybedilir. Bir çok yöneticiyi, pozisyonu ile bağdaşmayan, küçük işlerin peşinde ,hem de koşuya kattığı, mesai maliyeti bile karşılanamayacak kalabalıkları da peşine takarak koşarken görebilirsiniz. Ya da fayda ve maliyet hesapları iyi yapılmamış, muhtemel sapmaları öngörülmemiş, veya görüldüğü,hatta bazen önceden denendiği halde, aynı iş yapma yöntemlerinden vazgeçilemediğini de görebilirsiniz. Hesapsızlık ve öngörüsüzlük bir yana,yaşananlardan bile ders çıkartılamamıştır.Bu hesapsızlıkların maliyeti kısa
zaman da pek görülemese bile, uzun zamanda içten içe şirketin ömrünü tüketen
cinsten olur .Şirketin sürdürülebilirlik kapasitesini yok eder.Şirketin ,kapasite, karlılık, rekabet vs realiteleri
ve gerçek ihtiyaçları ile örtüşmeyecek şekilde, büyük denizler de küçük balık avlamakla meşgul olunur..
Sonuçta, ceylan peşinde olması gereken şirketin, tavşan peşinde telef olması
kaçınılmaz olur.
Bu nedenle, hem iş hayatında, hem de özel hayatta negatif kısır döngülerden çıkmanın
sırrı Puma'lıktan, yani harcanan emek, sağlanan fayda ilişkisindeki dengeyi kurmaktan
geçiyor. Kazanç nisbetinde emek, zaman ve duygu harcamak, verimli, sağlıklı, huzurlu
ve tatminkar yaşamın bir zorunluluğu. Elde edilmesi zor veya edilse bile yeterli tatmini ve faydayı sağlamayacak, hesapsız hayal veya hedeflerin peşinden ısrarla koşmak, sadece
pişmanlık ve keşke biriktirmeye, boşa ömür tüketmeye yarar..
Gerçekleri görmeyi engelleyen; hesapsızlığı, hayalperestliği ya da inatçılığı
bırakıp, koşmaktan vazgeçeceğin noktayı bilmek ,yani "Akıllı Puma Olmak" lazım.
Ne kendimize, ne de şirketimize ,ne de başkalarına boşa kürek sallatmamak, "Aptal
Puma Sendromu" na yakalatmamak lazım ! E.AZAKLI
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder